Bağlanma Stilleri Nedir? Psikolojide Bağlanma Kuramı

Bağlanma Stilleri Nedir? Psikolojide Bağlanma Kuramı

Bağlanma Stilleri Nedir? Psikolojide Bağlanma Kuramı

Bağlanma stilleri, Psikanalist John Bowlby ve gelişim psikoloğu Mary Ainsworth tarafından temelleri atılan kuramının öne sürdüğü 4 modeli kapsayan bir kavramdır. Bu doğrultuda; güvenli, kaygılı, kaçıngan ve dağınık (korkulu) olmak üzere her biri farklı özellikler içeren bağlanma çeşitleri vardır. 

Temel olarak bağlanma kuramı, erken çocukluk döneminde bakım veren kişiyle kurulan duygusal bağın, yetişkinlikteki romantik ve sosyal ilişkileri nasıl şekillendirdiğini açıklayan bir yaklaşımdır. Gelişim psikolojisi araştırmalarına göre ebeveynin çocuğun duygusal sinyallerine verdiği yanıtlar, zihinsel şablonlar yaratabilir ve bunlar, ilerleyen yaşlarda farklı bağlanma stillerinin gelişmesinde rol oynayabilir. 

İhtiyaçları zamanında ve şefkatle karşılanan bir bebekte güvenli yapı gelişebilirken ihmal edilen kişilerde kaçıngan bağlanma görülebilir. Diğer yandan küçük yaşlarda karşılaşılan tutarsız ebeveyn tutumları, kaygılı bağlanmaya zemin hazırlayabilir. Karmaşık travmatik yaşantıların ise dağınık bağlanma modelinin gelişmesinde etkili olabileceği öne sürülür. Tüm bu zihinsel şablonlar yetişkinlik hayatında; partner seçimini, tartışma anlarındaki tepkileri ve yakınlık seviyelerini doğrudan etkileyebilir. 

Duygusal yakınlıklar karşısında geliştirilen psikolojik uyum stratejilerinin altında yatan bağlanma stillerinin neler olduğu, psikoloji kuramında nasıl ele alındığı ve bunlara yönelik psikoterapi yaklaşımlarına içeriğin devamında değinilmiştir. 

Kaçıngan Bağlanma Nedir?

Kaçıngan bağlanma; duygusal yakınlık taleplerine karşı rahatsızlık hissedilmesine sebep olan, kişinin bu taleplere karşı mesafeli durmak istediği ve bireysel bağımsızlığını bir savunma mekanizması olarak ön plana çıkardığı bağlanma stilidir. 

Kaçıngan bağlanma kavramının ortaya çıkışı, Mary Ainsworth'ün "Yabancı Ortam Deneyi" çalışmalarına dayanır. Buna göre ağladığında veya şefkat aradığında tepki alamayan bebekler, kortizol seviyelerini dengede tutabilmek için ihtiyaçlarını bastırmayı öğrenebilirler. Bunun sonucunda ise yetişkinlikte partneriyle belirli bir yakınlık seviyesine ulaşması halinde özgürlüğünün kısıtlanacağı endişesine kapılabilirler. 

Psikoloji kuramında ele alınan bağlanma türlerinden biri olan kaçıngan bağlanma stilinde, yaralanmaya karşı koruyucu bir duvar örme yaklaşımına rastlanabilir. Bununla birlikte kaçıngan bağlanan kişilerde aşağıdaki davranışların görülebilme ihtimali de vardır: 

  • İlişki derinleştiğinde veya ciddileştiğinde partnerin küçük kusurlarına odaklanarak duygusal olarak geri çekilme tutumu görülebilir.

  • Çatışma anlarında duygusal ifadelerden kaçınarak konuyu aşırı mantıksal bir çerçeveye çekme ya da iletişim kanallarını kapatma eğilimi öne çıkabilir.

  • Yardım istemek bir zayıflık göstergesi olarak algılandığından, bireysel özerkliği korumak adına tüm yükü tek başına üstlenme tutumu sergilenir.

  • Partnerin samimiyet ve ilgi beklentisi arttıkça iletişimi seyreltme, mesajlara geç dönme veya araya mesafe koyma tepkileri gelişebilir.

Bunlarla birlikte ilişkilerde duygusal derinliği sınırlandırma stratejileri de uygulanabilir. Partner ilişkiyi daha üst bir boyuta taşımak istedikçe kaçıngan yapıya sahip birey kendi iç dünyasına çekilerek iletişimi yüzeysel seviyede tutmayı seçebilir. Bunun sebebi ise olası bir reddedilme ihtimalidir. 

Kaygılı Bağlanma Nedir?

Kaygılı bağlanma, bireyin ilişki içinde sürekli terk edilme, reddedilme ya da yeterince sevilmeme endişesi taşıması halidir. 

Çocukluk yıllarında ebeveynin bazen aşırı ilgili bazen ise soğuk ve ulaşılmaz olduğu "öngörülemeyen" ortamlarda yetişen kişilerde, sevgiyi her an kaybetme korkusu gelişebileceği öne sürülür. Erken yaşlarda gelişen nörolojik hassasiyet, ilerleyen yıllarda partnerin mimiklerinden veya ses tonundaki hafif değişiklerden dahi olumsuz anlamlar çıkaran bir algı sistemine dönüşebilir. 

Bağlanma türleri arasında kesintisiz onay ve güven arayışıyla ele alınan tutumun görüldüğü kişiler, aşağıdaki davranışları sergileyebilir: 

  • Partnerden ilişkinin gidişatına ve sevginin sürekliliğine dair sık sık sözel teyit alma ihtiyacı öne çıkabilir.

  • Mesajlara geç yanıt verilmesi gibi durumlarda hızlıca panikleme ve terk edilme senaryoları kurgulama davranışı görülebilir.

  • Birey, kendi öz değer algısını partnerinin sunduğu anlık ilgi seviyesine endeksleme eğilimi taşıyabilir.

  • Anlaşmazlık yaşandığında belirsizliğe tahammül etmekte zorlanarak konuyu hemen o an çözme baskısı kurulabilir.

Bunlarla birlikte aradığı güvenceyi alamayan bireylerde "protesto davranışı" olarak adlandırılan tepkiler tetiklenebilir. İhtiyaç duyduğu ilgiyi hissedemeyen kişi, sitemkar çıkışlar yapabilir, araya yapay engeller koyabilir ya da partnerinin dikkatini yeniden çekebilmek adına tepkisel tutumlar sergileyebilir.

Güvenli Bağlanma Nedir?

Bağlanma stilleri arasında yer alan güvenli bağlanmada; hem partnerle sağlıklı bir yakınlık kurulabilir hem de bireysel sınırlar ve özerklik korunabilir. Güvenli bağlanmanın temelinde ise çocukluk çağında duygusal ve fiziksel ihtiyaçların tutarlı şekilde karşılanmasının yattığı öne sürülür. 

Erken dönemde şefkatli şekilde ihtiyaçları karşılanan kişilerde insanların güvenilir olduğu inancı gelişebilir. Bunun beraberinde ise yetişkinlik hayatında kaybetme korkusu ve yakınlıktan kaçınma gibi bağ kurmayı zorlaştıran davranışlara gerek duymadan yapıcı bir iletişim kurulabilir. Güvenli bağlanan kişilerde görülebilecek diğer özelliklerden bazıları aşağıdaki gibidir: 

  • Fikir ayrılıkları bir tehdit olarak değil, karşılıklı konuşarak çözülebilecek doğal durumlar olarak değerlendirilir.

  • Birey kendi duygularını ve sınırlarını açıkça ifade ederken partnerinin kişisel alanına da saygı gösterebilir.

  • İlişkide yaşanabilecek olumsuzluklar karşısında öz değer algısı kolayca sarsılmaz ve duygusal denge muhafaza edilebilir.

  • Birlikte paylaşılan zamandan keyif alınırken yalnız kalınan anlarda da içsel huzur korunabilir.

Bunların yanı sıra güvenli bağlanan kişilerde kriz anlarında sinir sistemini düzenleyebilme ve iletişim kanallarını açık tutabilme yetisi de ön plana çıkar. Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında diğer bağlanma türlerinin aksine kaçma ya da aşırı tepki verme gibi tutumların aksine daha yapıcı çözümler geliştirilebilir. 

Psikolojide Bağlanma Kuramı

Bağlanma Kuramı, 1950'li yıllarda İngiliz psikanalist John Bowlby’nin yetimhanelerde büyüyen çocukların gelişimsel süreçlerini incelemesiyle ortaya çıkmıştır. Bowlby, evrimsel biyoloji ilkelerine dayanarak insanoğlunun bakıcıya yakın olma dürtüsünün beslenme ihtiyacından bile daha birincil bir gereksinim olduğunu savunmuştur. 

Ardından Amerikalı psikolog Mary Ainsworth, "Yabancı Ortam Deneyi" adı verilen laboratuvar araştırmasıyla bebeklerin stres anındaki davranışlarını kategorize etmiş; güvenli, kaygılı ve kaçıngan modelleri bilimsel verilere oturtmuştur. 

1980'lerde ise Mary Main ve Judith Solomon, ağır travma geçmişi olan çocukları inceleyerek kurama "dağınık/korkulu" bağlanma boyutunu eklemiştir. Aşağıda detaylandırılan bağlanma çeşitleri, söz konusu bilimsel araştırmaların bir sonucu olarak ele alınmaktadır. 

Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanma, bireyin hem kendi öz değerini koruyabildiği hem de karşısındaki insana güvenle yaklaşabildiği bağlanma stilidir. Hislerini gizleme ihtiyacı duymadan yakın ilişkiler kurabilen bu kişiler, kriz durumlarında iletişimlerini sakince sürdürebilir. Ayrıca zor zamanlarda destek almayı doğal bir süreç olarak görürler. 

Kaygılı / Saplantılı Bağlanma

Kaygılı veya saplantılı bağlanma, bireyin kendi benlik algısını tamamen partnerin sunduğu ilgi ve onaya bağlaması durumudur. Diğer bağlanma türleri ile karşılaştırıldığında bu kişiler, en ufak bir duygusal mesafede dahi yoğun bir yalnızlık ve terk edilme kaygısı yaşayabilirler. 

Kaçıngan / Kayıtsız Bağlanma

Kaçıngan veya kayıtsız bağlanma, kendini koruma amacıyla duygusal yakınlıktan kaçınma ve mesafeli kalma eğilimidir. Böyle bir durumda samimiyet ve sorumluluk seviyesi arttığında rahatsızlık hissedilebilir ve kişi, ilişkiden uzaklaşma yolları arayabilir. 

Dağınık / Korkulu Bağlanma

Dağınık veya korkulu bağlanma, hem yakınlık kurma arzusu hem de yakınlaşmaktan duyulan yoğun korkunun bir arada yaşanması durumudur. Bağlanma türleri içerisine sonradan dahil olan yaklaşıma göre dağınık bağlanan kişiler, geçmişte güvendiği figürlerden olumsuz veya tutarsız deneyimler edinmiş olabilirler. Bu sebeple bir yandan yakın bir ilişki kurmak isteseler de yaralanma endişeleri onların geri çekilmelerine sebep olabilir. 

Bağlanma Sorunlarında Başvurulan Psikoterapi Yaklaşımları

Erken dönemde şekillenen güvensiz ilişki kalıpları, beynin nöroplastisite yani kendini yeniden yapılandırma kapasitesi sayesinde yetişkinlikte dönüştürülebilir. Bunun için başvurulan psikoterapi yaklaşımlarında amaç, çocukluktan itibaren geliştirilen korunma mekanizmalarının fark edilmesine ve ilişkilerde daha esnek tutumlar geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Aşağıdaki maddelerde, bağlanma sorunlarında başvurulan psikoterapi yaklaşımları ve amaçları ele alınmıştır: 

  • Şema Terapi, çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçların oluşturduğu olumsuz inanç kalıplarını ve zihinsel şemaları dönüştürmeyi hedefler.

  • Bağlanma Temelli Terapi, güvenli bağ kurma kapasitesini artırmak amacıyla geçmiş ve güncel ilişki alışkanlıklarını ele alır. 

  • Bilişsel Davranışçı Terapi, ilişkilerdeki kaygı veya kaçınmayı tetikleyen otomatik olumsuz düşünceleri fark ettirerek bunların yerine işlevsel bakış açıları kazandırmayı amaçlar.

  • Psikodinamik Terapi, geçmiş yaşantıların, çocukluk deneyimlerinin ve farkında olunmayan içsel süreçlerin bugünkü ilişkilere yansımalarını incelemeye odaklanır.

Bağlanma stilleri ilişkilere farklı davranışlarla yansıyabildiği gibi her ilişkinin dinamiği de kendine özgüdür. Bununla birlikte ilişkilerde hissedilen duygular, kaygılar ve beklentiler farklılık gösterir. Dolayısıyla bireysel olarak sergilenen tüm davranışları bağlanma bozukluğu olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen karşı tarafın tutarsız davranışları, normalde sergilenmeyecek tavırların ya da kaygıların ortaya çıkmasına sebep olabilir. 

Sıkça Sorulan Sorular

Bağlanma Korkusu Nedir?

Bağlanma korkusu, bir ilişki derinleşmeye ve ciddileşmeye başladığında bireyin içinde beliren endişe ve geri çekilme eğilimidir. Böyle bir durumda kişi duygusal bir bağ kurmak istese dahi ilişkinin getirdiği sorumluluklar veya incinme ihtimali karşısında huzursuzluk yaşayabilir. 

İnsan Neden Birine Bağlanmaktan Korkar?

Bağlanmaktan korkulmasının temelinde geçmişte yaşanmış hayal kırıklıkları, terk edilme tecrübeleri veya çocukluktaki güvensiz yaşantılar yatabilir. Yeniden zarar görme kaygısı taşıyan zihin, koruyucu bir savunma mekanizması oluşturabilir. Böylece kişi, kırılma riskini azaltmak adına mesafeli kalmayı tercih edebilir.

Bağlanma Terapisi Nedir?

Bağlanma terapisi, ilişkilerde tekrar eden tıkanıklıkları fark edip daha güvenli bağlar kurabilmeyi destekleyen bir süreçtir. Seanslar boyunca birey, bağlanma stilleri arkasında yatan ihtiyaçları keşfetme olanağı bulabilir. Yapılan çalışmalar neticesinde ilişkileri zorlaştıran bağlanma bozukluğu kalıplarını esnetmek ve daha sağlıklı bağlar inşa etmek hedeflenir.

"Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir? TSSB'de Başvurulan Psikoterapi Yöntemleri" başlığımızı da inceleyebilirsiniz.